Atma – Manas, Şiva – Parvati Üzerine Söyleşi

Bir gün Parvati evdedir ve yıkanmak ister. Eşi Şiva’nın boğası Nandi’ye, kapıyı tutmasını ve rahatsız edilmemesini, içeriye de kimseyi sokmamasını söyler. Nandi için, Parvati’nin her isteği bir emirdir.

Parvati yıkanırken, Şiva eve gelir. Boğa Nandi, Parvati’ye sadakatini bir kenara koyarak, Şiva’yı içeri alır.

Her ne olursa olsun Nandi’den sadakat bekleyen Parvati çok kızar ve bedenini arındırmak için sürdüğü zerdeçal tozunu silkeler, derin bir nefes alır ve kendisine en sadık olacak tek oğul Ganeşa’yı yaratır.

Parvati sonrasında tekrar arınmak ister. Bu kez sadık oğlu Ganeşa’ya, içeriye kimseyi sokmamasını söyler. Ganeşha, arınma kapısını beklemeye başlar. Ancak ne var ki, tam o sırada Şiva gelir. Ganeşa, Şiva’yı içeri almaz ve, Şiva, hiç tanımadığı bu çocuğa öyle kızar ki, onu yok etmek için üzerine ordusunu gönderir. Ama Ganeşa o kadar kuvvetlidir ki, ordu onu yenemez.

Şiva çok şaşırır ve bu çocuğun sıradan olmadığını anlar. Ganeşa’ya saldırarak kafasını kopartır, onu öldürür.

Parvati bunu öğrendiğinde deliye döner ve tüm yaratılanları yok etmek ister. Yaratıcı Brahma, Parvati’nin yoluna çıkar ve bu ağır yıkıcı planını tekrar düşünmesini ister.

Parvati, bunu iki şartla kabul edeceğini söyler. İlki, sadık oğlu Ganeşa tekrar hayata döndürülecek, ikincisi de tüm tanrı sembollerinin önüne geçecek.

Şiva bunlar olurken sakinleşir ve ne büyük bir hata yaptığını anlar. Parvati’nin isteklerini kabul eder ve Brahma’yı görevlendirir. Şiva, Brahma’ya der ki: “Yolda gördüğün, yüzü kuzeye dönük olan ilk canlının kafasını getir”.

Takiben, Brahma çok güçlü bir fil kafasıyla geri döner. Şiva, fil kafasını, cansız Ganeşa’nın bedenine yerleştirir, ona nefes verir ve onu oğlu olarak kabul eder. Ganeşa’yı da tüm tanrı sembollerinin önüne geçirdiğini ilan eder.

Böylece Şiva ve Parvati’nin yegane sadık oğlu Ganeşa yeniden doğar.

ATMA, vedalarda RUH’un temsilcisidir. Karakası GÜNEŞ’tir. ŞİVA ruhun kendisidir.

MANAS vedalarda ZİHİN’in temsilcisidir. Karakası AY’dır. Şiva’nın eşi PARVATİ zihnin kendisidir.

Oğul GANEŞA ise ruhun mutlak özgürlüğüdür, karakası KETU’dur.

Vedik astrolojide lagna (yükselen) karaka Güneş’tir. Lagnada ‘bedenimiz ve aklımız’ vardır.Bizim her şeyimizdir. Ancak lagna zihni içermez.

Manas - Zihin, sadece ve sadece ‘AKIL’ yoluyla, Atma- ruh ile bağlantı kurabilir.

O halde lagnamıza sahip çıkalım. Lagna lordumuza en büyük önemi verelim. Satürn olsa bile.

Atma, hiçbir duyguya sahip değildir. Beden nedir bilmez, onun için beden, duygular ve manifest olmuş her şey birer ilüzyondur. Atma, akıl yolu izler. Zihinle böyle bağlantı kurar.

MANAS ise, 10 duygunun yaratıcısı, arzuların eyleme döküldüğü KARMA yaratıcısıdır.

Atma, bu dünyaya daha da gelişmek ve mutlak gerçeğe ulaşarak, özgürlüğe kavuşmak için gelmek ister.

Manas, bu dünyanın zevklerini yaşamak ister.

Atma’nın zevklerle işi yoktur.

Örneğin kişi bara gitmek ister. Birkaç kişiyle tanışacaktır, içkisini içecektir, bundan haz alıp nefsini cilalayacak, sonra da keyfine bakacaktır.

Atma, bunları bilmez. Ona göre bara gitmek, içki içmek, keyif yapmak boştur. Zihnin zevkleri ve arzuları, ruha yabancıdır, onun tam tersine gerilemesine yol açar. Ruh bundan anlamaz ve kendini toparlayamaz. Zihnin, bu dünyada her attığı adım, ruhu 6 ay bocalatır, geriletir veya yüceltir.

Neden 6 ay?

Çünkü Güneş, ruhun temsilcisi ve doğal çakrada ömrü 6 ay.

Doğal zodyakta karma evi Oğlak burcudur. Hepimizin 10. evi karmik evdir. Yöneticisi ise Saturn’dür.

Manas, yani zihni temsil eden AY, öyle anlamları içerir ki, bu yaşamda her ne yapıyorsak, karmamıza hizmet içindir. Tüm eylemlerimiz karma yaratır. Karma temizler.

Bu yüzden hiç kimse, başkasına ait karmayı arındıramaz.