Goya Satürn’ü Nasıl Görüyordu?

Goya Satürn'ü Nasıl GörüyorduÜnlü İspanyol ressam Francisco Goya (1746 - 1828), hastalıklı geçen son yıllarında 1819'da Madrid yakınlarındaki Manzanares kıyılarında, Quinta del Sordo olarak bilinen bir ev satın aldı. İki katlı bu evin adı, önceki sahibinin sağır olmasından geliyordu. Ancak bu isim, 1792'de geçirdiği ateşli bir hastalık sebebiyle sağır kalmış olan Goya'ya da uyuyordu. Ressam, 1819'dan Bordo’ya gittiği 1823'e kadar, evin duvarlarına yağlı boya ile 14 resimden oluşan bir dizi tablo çizdi. 73 yaşındaki Goya hayatını tehdit eden iki ciddi hastalık atlatmış olması sebebiyle kendi ölümüne odaklanmıştı ve ayrıca İspanya'daki iç çatışmalar nedeniyle de oldukça karamsardı. Evin duvarlarına önceleri daha neşeli resimler çizdiyse de, sonradan bunların üzerine çok daha iç karartıcı olan ve bugün Kara Resimler olarak anılan resimleri çizdi. Halka teşhiri düşünülmeyen bu resimler, betimledikleri kötü niyetli ve çatışma dolu temalar sebebiyle, karamsar bir ruh halini yansıtıyordu.

Bu Kara Resimlerden bir tanesi Satürn’dü. Teşhir edilmesi düşünülmeyen bu tablonun asıl adı, 'Çocuklarını Yiyen Satürn'dü.

Roma mitolojisinde Satürn, 12 Titandan birisi olan 'Kronos', yani 'Zaman' ile eşdeğerdir. Titanlar, Yunan Mitoloji'sine göre efsanevi Altın Çağ'da dünyayı yönetmiş olan güçlü tanrı ırkıdır.

Elinde tırpanla temsil edilen Kronos’un, yani Satürnün, mitolojide annesi Gaia tarafından eline verilen çelik tırpanla babası Uranos'un (Uranüs) hayalarını kesmesi, tanrı kuşakları arasında yaşanılan çekişmenin ilk aşamasıdır.

Tanrılar Tanrısı Zeus (Jüpiter), babası olan Kronos'u diğer Olimpos tanrılarının yardımıyla yeraltına hapsetti. Sonra Atlantisliler, Tanrı Zeus'un takipçilerini yok ederek Olimposlu tanrıların gücünü azaltıp Kronos ve yanındaki diğer Titanları serbest bıraktılar.

Kronos, Zeus efsanesinde iki kez görülen babanın oğluna baskı yapıp oğlunun ayaklanması, ve babasını alt ederek egemenliğini elinden alması teması, doğan varlıkları yutmak gibi ilkel motiflerde Yunan mitosuna dışarıdan katılmış öğelerdir.

Goya, hiçbir zaman teşhir etmeyi düşünmediği 'Çocuklarını Yiyen Saturn' tablosunu işte böyle karanlık bir döneminde çizmişti.

Çünkü Satürn yani Kronos veya Zaman, insanlığı öğüten, yok eden bir varlıktı Goya’ya göre. İnsanlar, zamanın en büyük rakibiydi. Goya, ölümü hissettiği dönemlerde,kendi yaratılışından böyle intikam almak istemişti belki.

“... Karanlıklar içindeki yaşlı tanrı kendi öz oğlunu yemektedir çünkü çocuklarından birinin onu devirip yerine geçeceğinden korkmaktadır. O insanı kendi kendisinin en büyük düşmanı yapan her şeyin, sadece kötülüklerin ve zulmün değil ama aynı zamanda cehalet, şüphe, korku, hırs ve zayıflık gibi niteliklerin de özümsenmesidir. ”

Vedik Astroloji’de ise Shiva Rudra olarak temsil edilen Satürn, Karma’nın Efendisi’dir.

Vedik Astroloji'nin anadili olan sanskrit dilinde Satürn, Shani veya Shanaishchara (yavaş hareket eden) olarak tanımlanır. Çünkü Satürn, sideral (yıldızıl) zodyakta, her yıldız kümesinden iki buçuk yılda geçer. Soğuktur, nemlidir, karanlıktır ve yaşlıdır. Malefik, yani zararlı gezegenlerden en zararlısıdır.

Satürn, bulunduğu veya görünüm yaptığı evdeki her şeyi ezer yok eder. Sadece 7. evde yerleştiğinde bunu yapamaz.

Bir doğum haritasında Satürn olumlu yerleşmişse, kişiye;  bütünlük, özgürlük, ruhsallık, şöhret, sabır, liderlik yeteneği, otorite, uzun yaşam, organizasyon yeteneği, duyarlılık, alçakgönüllülük, aşk ve adalet duyguları verir. Doğru ve yanlışı ayırmakta muazzam yardımcı olur.

Satürn eğer olumsuz yerleşmişse, kişinin yaşamı, dertler, üzüntüler, gecikmeler, engeller, hastalıklar, anlaşmazlıklar, hayal kırıklıkları ile dolar.

Satürn kişileri, savunmacı, gergin ve sırlarla doludur.

Karmanın efendisi Satürn bir insanın hayatında bir ya da iki kez, 19 yıl kadar etkindir. Maha Dasha(Büyük Dasha) denen bu dönemlerinde Satürn, geçtiği her evde en iyisini oluşturmak için; arınma, temizleme, öğütme ve yeniden yapılandırma harekatını yaşatır. Kişi bu karmik döngülerinde üstüne düşenleri yerine getirdiği takdirde, Satürn’ün keyfine doyum olmaz.

Zamanın da bize sunduğu bu değil midir?

 Zamanın Işığı olmak yolunda Satürn'ün gerçek sevgisiyle yoğrulmak, asıl efendinin bize kim olduğunu öğretir.

O halde “Zamana rakip olacağımız yerde, onun bize önerdiklerini en güzel şekilde değerlendirmek, gerçek insan olmak yolundaki en büyük adımı atmaktır...“ diyebilirim.